| |
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
ayshe AZİMLİ ÜYE


Kayıt: 01 Tem 2008 Mesajlar: 230 Konum: ---___---GEF---___---
|
|
| Başa dön |
|
 |
EfeCe **ADMİNİSTRATOR**


Kayıt: 30 Ksm 2007 Mesajlar: 12208 Konum: Kiminin aklında,kiminin sol yanında
|
|
| Başa dön |
|
 |
ayshe AZİMLİ ÜYE


Kayıt: 01 Tem 2008 Mesajlar: 230 Konum: ---___---GEF---___---
|
|
| Başa dön |
|
 |
EfeCe **ADMİNİSTRATOR**


Kayıt: 30 Ksm 2007 Mesajlar: 12208 Konum: Kiminin aklında,kiminin sol yanında
|
Tarih: Prş Tem 03, 2008 3:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
_________________
GôK}-{å]\[ |
|
| Başa dön |
|
 |
GAMacı VIP ÜYE


Kayıt: 07 Mar 2008 Mesajlar: 1807 Konum: OSMANLI MİRASI
|
|
| Başa dön |
|
 |
güzel kız ÖZEL MODERATÖR


Kayıt: 30 May 2008 Mesajlar: 888
|
Tarih: Pzr Eyl 07, 2008 5:29 am Mesaj konusu: |
|
|
karaman kalesi
Karaman il merkezinde, Hisar Mahallesi’nde bulunan Karaman Kalesi’nin XII.yüzyılda Selçuklular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Kale XIV.yüzyılın ortalarında Karamanoğulları, XIII.yüzyılda İlhanlılar, XV.yüzyılın sonunda da Osmanlılar tarafından onarılmıştır.
Karaman Kalesi dış, orta ve iç kale olarak yapılmış, irili ufaklı birbirlerinden farklı olarak dokuz burç ile takviye edilmiştir. Burçların alt yapılarının XIII.- XIV.yüzyıllarda yapıldığı, XV.yüzyılda da üst kısımlarının tamamlandığı sanılmaktadır. Bunun da nedeni taşlar arasındaki renk farklarıdır.
İç kale köşelerinde silindirik veya pirizmatik şekilli büyük burçlarla sınırlandırılmış, muntazam olmayan dikdörtgen bir plana sahiptir. Burada büyük bir burç ve bununla kuzeydoğu köşe kulesi arasında yine dikdörtgen planlı küçük bir burç bulunmaktadır. İç kalenin doğu cephesinde kaidesi dörtgen üzeri üçgen pahlarla bağlanmış, yarım sekizgen planlı küçük bir burç, batısında da yine dikdörtgen planlı küçük bir burç onları tamamlamaktadır. Kalenin güneyindeki dikdörtgen planlı büyük burç ta iç kalenin girişini meydana getirmektedir. Basık kemerli giriş kapısının üzerinde sivri kemerli bir alınlık içerisinde dikdörtgen şekilde yazısız bir kitabelik bulunmaktadır. Bu kapının çevresi pahlı bir profille çerçevelenmiştir. Bu çerçevenin üzerinde birer kabaraların bulunduğu, içerisi rumilerle süslenmiş bir alınlık yerleştirilmiştir. Bu alınlığın çevresindeki duvarların taş örgüsünde de antik ve Bizans çağına ait malzemelerin kullanıldığı da görülmektedir. Giriş kulesinin il yapılışında iki katlı olduğu duvarlardaki izlerden anlaşılmaktadır. Girişin solunda Karamanoğulları döneminde, XIV.yüzyılda yapılmış ikinci bir giriş kapısı da dikkati çekmektedir. Bu kule güney ve doğu yönüne açılan mazgal pencerelerle aydınlatılmıştır. Buradan zamanla moloz ve toprak dolmuş ve bunun sonucu zemini yükselmiş bir iç avluya geçilmektedir. Bu avluda kulelerin alt katlarına girişleri sağlayan ve bugün toprağa gömülmüş kapılar ile burçlara çıkışı sağlayan merdivenler bulunmaktadır. Kalenin burçları ahşap döşemelerle katlara ayrılmış ve duvar içerisine yerleştirilmiş merdivenlerle iniş ve çıkışlar sağlanmıştır. Bu ahşap bölmelerden günümüze hiçbir iz gelememiştir. Ayrıca kalenin üst kısmındaki seyirdim yolları mazgal ve siperler de kısmen yıkılmıştır.
Karaman Kalesi’ni XVII.yüzyılda gezmiş olan Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bir takım bilgiler vermektedir:
“…ve Kal’a-i Karaman hamunun ortasında havalesiz üç kat, bir kat şaddadi bina, sarp ve metin ve kavî kal’adır. İç Kal’ası bir mürtefi topraklı bayır üzre, şekl-i murabba, şeddadi iri iri taşlı kal’adır. Ve bu iç kal’anın cürmü altıyüz adımdır. Ve sekiz kule-i azimdir. Ve cevani bir erbaası amik ve ariz hendektir. Ve garba nazır ancak bir kapısı var, ağaç cisir ile geçilir. Üç kat demir kapılardır. Ve bu kapının iki tarafında olan dıvar taşlarının her birinde celi hat ile esma-ül hünsa tastir olunmuştur. Ve dizdar bunda sakin olur. Cümle kırkaltı hürde toprak örtülü evlerdir. Ve bir camiden gayri bir şey yoktur. Ve bu kal’adan taşra bir kat kal’a dahi çevrilmiştir. Orta Hisar derler. Şekl-i ile müdevver bir metin kal’adır. Ve başka hendeği vardır. Ve dairenmadar cürmü bin yediyüz adımdır. Ve cümle kırk kuledir. Ve iki kapıdır. Garp tarafından yol kapısı, kıble tarafından Pazar kapısıdır. Bu şehr-i azimi ihata eder, taşra baru kal’ası üçüncü katıdır. Çepçevirme yedi bin adım, kal’ayı kebirdir. Ve cümle yüzkırk kuledir. Ve cümle dokuz kapıdır. Evvele Paşa Camiinde kıbleye nazır emildenli kapısı ve şarka nazır şam kapısı ve garba nazır sekiçeşmesi kapısı ve yine şarka nazır şam kapısı ve garba nazır sekiçeşmesi kapısı ve yine garba nazır şam kapısı ve garba nazır kör soğuk kapısı ve Hazret-i Mevlana validesi türbesi dibinde parmakkapı ve cenuba toplar kapısı. Kıbleye imaret kapısı ve cenube Emir Ahmet kapısı ve kıbleye tekke kapısı ve cürümde olan ribat-ı azimin içinde cümle otuziki mahalle ve elliüç mihraptır”.
Evliya çelebi’nin değindiği gibi iç surun güneye bakan Pazar Kapısı ile bunun çevresindeki burçlar ve duvarlar ayakta durmaktadır. Pazar Kapısının kemeri ve üst kısmı yıkılmıştır. Kalenin orta suruna girişte sol tarafta duvara açılmış büyük mazgal pencerelerinden bir tanesi günümüze ulaşabilmiştir. Orta surdaki bazı duvar ve burçlar evler arasında kalmıştır.
Firan (Ermenek) Kalesi (Ermenek)
Karaman Ermenek ilçesinin kuzeyinde, kayalık bir alanda kurulan bu kalenin yapımı ile ilgili bilgiler yeterli değildir. Kalenin ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber tarih boyunca birkaç kez onarılmış, Karamanoğullarının önemli kalelerinden biri olmuştur. Amasyalı coğrafyacı Strabon bu kaledeki mağaraları Zakfiran Mağaraları olarak nitelendirdiğinden de Firan Kalesi olarak anılmıştır.
Evliya Çelebi bu kaleyi; “Göklere ser çekmiş kırmızı bir dağın ortasında Tanrı kudreti ile yapılmış bir Kaledir. Ben karada ve denizde 32 yılda 18 padişahlık yer gezdim böyle bir kale görmedim. Mutlaka gezilmeli görülmelidir. Bu kale Tanrının kudret eliyle yapılmıştır. Hendeği ve kuleleri yoktur zaten bunlara ihtiyaç da yoktur. Kale eşsizdir Yalnız şarka bakan küçük bir kapısı vardır. Bu kapıya dahi 140 kademe ağaç merdivenle çıkılır bir yanı ağaç korkuluktur. Kalenin içinde 40-50 kadar kargir ev vardır. İçinde bir can vardır. Kayalardan ab-ı hayat gibi bir su çıkar, aşağıya akar. Velhasıl övmekle insanın aciz kalacağı emsalsiz bir kaledir. Kalenin dizdarı ve 18 neferi vardır” tanımlamıştır.
Firan (Ermenek) Kalesi yüksek kayalar üzerinde kesme taştan yapılmıştır. Kaleye biri doğudan, diğeri de dik kayalığın alt bölümünden kayaların oyulması ile meydana getirilmiş 72 basamaklı iki merdivenle çıkılmaktadır.
Kale savunma amaçlı olarak yapılmış, ancak hapishane olarak da kullanılmıştır. Bu kalenin, arazi konumundan ötürü çevresinde hendekleri ve kuleleri bulunmamaktadır.
Mennan Kalesi (Ermenek)
Karaman Ermenek ilçesi, Görmeli Köyü’nde, Açıkkır Dağı’nın doğusunda dik bir tepe üzerinde kurulmuştur. Bu kale Ermenek, Mut, Gülnar yolu üzerinde Ermenek ve Erik Çaylarının birleştiği yerdedir. Kalenin ele geçirilmesi son derece zor ve savunması da o nispette kolaydır. Bu kalenin ismi çeşitli kaynaklarda Meyan, Minan olarak geçmektedir. Mennan “sığınılacak yer” anlamında bir sözcüktür.
Kalenin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamakla beraber Karamanoğulları döneminde onarıldığı bilinmektedir. Bununla beraber kalenin Hititler zamanında kurulduğu, Lydialıların, Asurluların, Romalıların ve Bizanslıların kullandığını ileri süren kaynaklarda bilgilere rastlanmıştır. Ancak bu bilgiler kesin bir kanıta dayanmamaktadır. Osmanlıların Karamanoğulları ile yaptıkları savaşta, Gedik Ahmet Paşa Karaman ve Ermenek’i ele geçirince savaşı kaybeden Karamanoğlu Pir Ahmet bu kaleye sığınmıştır.
Tepenin batısında, kesme taştan, dikdörtgen planlı, beşik tonoz örtülü, güneybatı ve kuzeybatı köşelerinde iki kulesi olan bir yapı, halen ayaktadır. Ayrıca birçok sarnıç ve yıkılmış yapı kalıntıları bulunmaktadır.
İlisıra Kalesi (Merkez)
Karaman Yollarbaşı’nda, İmirme denilen yerde bulunan İlisıra Kalesi Bizans döneminde yapılmıştır. Lystra Kalesi olarak da isimlendirilen bu kale harap bir durumda günümüze gelebilmiştir. Kalıntılarından planını çıkarmak mümkün olamamıştır. Yakınında Bizans döneminde yapılmış bir de kilise bulunmaktadır.
Divle Kalesi (Ayrancı)
Karaman Ayrancı ilçesi, Divle (Üç Harman) Köyü’nde bulunan bu kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bununla beraber kaynaklardan öğrenildiğine göre Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminde kullanılmıştır.
Kale kayalık bir arazide kayalarla bütünleşmiş olarak yapılmıştır. Birkaç katlı olan kale moloz taştan yapılmış olup, kalenin yerleşim birimlerinin büyük bir kısmı kayalıklar içerisindeki mağaralardadır. Kalenin kalıntılarından planını çıkarmak mümkün olamamıştır.
Gaferiyet Kalesi (Kazımkarabekir)
Karaman Kazımkarabekir ilçesinde bulunan bu kalenin ne zaman yapıldığı konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber kalenin Beylikler döneminde yöresel taşlarla yapıldığı sanılmaktadır. Bu kalenin Karaman Kapısı, Hisar Kapısı, Küçük Kapı ismi ile anılan üç kapısı bulunmakta idi. Bunlardan yalnızca moloz ve kesme taştan yapılmış olan, 21 zıvana taşlı ve kemerli, Karaman Kapısı günümüze gelebilmiştir.
Kale çevresindeki yerleşim birimleri, kalenin taşlarını sökerek yapılarında kullanmışlardır. Bunun sonucu olarak kale ortadan kalkmıştır. |
|
| Başa dön |
|
 |
güzel kız ÖZEL MODERATÖR


Kayıt: 30 May 2008 Mesajlar: 888
|
Tarih: Pzr Eyl 07, 2008 5:32 am Mesaj konusu: |
|
|
karaman müzesi
Karaman ve çevresinin arkeolojik yönden zengin oluşu nedeniyle 1961 yılında yöredeki eserlerin toplanmasına ve bir müze kurulmasına 1961 yılında başlanmıştır. Kaymakam Necati Tümay ve Belediye Başkanı Kemal Kaynaş’ın çabaları ile 1962 yılında ilk müze deposu kurulmuştur. Karaman Kütüphane ve Turizm Derneği’nde toplanan eserler bir süre korunmuş, bundan sonra 1963 yılında Karaman çarşısı içerisinde bir binaya taşınmış ve 1966 yılına kadar burada kalmıştır. Ardından İbrahim Bey İmaretine taşınan bu eserler, imaretin camiye çevrilmesi üzerine tekrar yer değiştirmiş ve pancar Yolu üzerindeki kiralık bir evin ikinci katına taşınmıştır. Eser sayısının artması nedeni ile müzeye ait bir binanın yapılmasına gereksinim duyulmuştur. Bunun üzerine yeni müzenin yapımına 1970 yılında başlanmış, yapımın tamamlanması uzun bir süre almış ve 1980 yılında da müze yeni binasında ziyarete açılmıştır. Bu müzenin açılmasında Müze Müdürü Arkeolog İlhan Temizsoy’un büyük çabaları olmuştur.
Karaman Müzesi, Hatuniye Medresesi’nin arkasında, iki katlı bir yapı olup, her katta 550 m2’lik bir kullanım alanı bulunmaktadır. Müzenin alt katında Karaman Evi olarak düzenlenen teşhir salonu, depolar, fotoğrafhane, laboratuar, sergi salonları ve yönetim birimleri yer almaktadır.
Müze arkeolojik eserler ve etnoğrafya bölümünden meydana gelmiştir.Arkeolojik eserler bölümünde, Kalkolitik devirden Geç Bizans çağına kadar çeşitli dönemlere ait eserler sergilenmiştir. Etnoğrafik eserler bölümünde ise Selçuklu, Anadolu beylikleri ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunmaktadır. Müze bahçesinde ise Roma devrine ait mezar stelleri başta olmak üzere Bizans ve Türk-İslam dönemlerine ait taş eserler sergilenmiştir.
Müzede sergilenen arkeolojik eserler arasında Canhasan II-I dönemi eserleri bulunmaktadır. Canhasan’da çıkan eserlerin büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Karaman Müzesinde ise Canhasan’dan çıkan pişmiş topraktan yapılmış çanak-çömlekler, insan ve hayvan figürinleri, taş baltalar, obsidiyenden ok uçları, kemik kazıyıcılar, iğneler, kolyeler, bilezikler, süs eşyaları bulunmaktadır.
Ayrıca Sısanın ve Gökçe Höyükten çıkan eserlerin yanı sıra Yortan kültürüne ait objeler; Mersin-Gelindere, Muğla-İasos, Adıyaman ve çevresinden gelmiş olan lekitos ve tabaklar sergilenmektedir. Karaman yöresinde Taşkale, Bayır, Karacaören ve Kazımkarabekir gibi merkezlerde bulunmuş pişmiş topraktan figürinler, testiler, kandil ve tabaklar müzede bulunmaktadır. Bizans çağına ait ahşap kapaklar, kutular da sergilenmektedir. Özellikle Roma ve Bizans çağlarına ait cam şişeler müzenin önemli koleksiyonları arasındadır.
Müzenin en zengin koleksiyonlarının başında sikkeler gelmektedir. Çeşitli dönemlere ait sikkelerin yanı sıra İhsaniye definesi ve Beylikler dönemine ait sikkeler bunların başında gelmektedir. Erken ve Geç Hitit dönemlerine ait taştan silindirik mühürler, Urartu bronz levhaları da onları tamamlamaktadır.
Müzenin etnoğrafya bölümünde, yöreden toplanan eserlere yer verilmiştir. Bunların başında Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait çiniler, mozaikler, alçı kabartmalar gelmektedir. XIV.-XIX.yüzyıllara ait Selçuklu ve Osmanlı dönemi bakır eserleri, sedef kakmalı çekmeceler, nalınlar, kahve değirmenleri, ayna kapları ve kahve soğutucuları da bu bölümde yer almaktadır. Ayrıca bu bölümde 1798 yılında yapılmış olan Hacı Emin Ağa Evi’nin çökmesi ile müzeye getirilen dolaplar, şömine ve alçı vitraylar da bulunmaktadır. Karaman’ın el işleri iki ayrı vitrinde teşhir edilmektedir. Bunların başında da sim işlemeli saltalar, üç etekler, cepkenler, para ve tütün keseleri, uçkurlar, peşkirler, kolluklar, paçalık göynekler, yün çoraplar, yastık yüzleri ve kemerler gelmektedir.
Müzedeki yazma eserler bölümünde, Karaman Beyliği ile Osmanlı dönemine ait teshipli Kuran’lar, fermanlar, şeriat mahkemelerinin kararları bulunmaktadır. Bunlar içerisinde 3.20 m. uzunluğunda Ahi Evran Fütüvvetnâmesi en ilgi çeken eserler arasındadır.
[/img] |
|
| Başa dön |
|
 |
güzel kız ÖZEL MODERATÖR


Kayıt: 30 May 2008 Mesajlar: 888
|
Tarih: Pzr Eyl 07, 2008 5:39 am Mesaj konusu: |
|
|
karamanın meşur yerleri
KARAMAN
Hatuniye Medresesi, Yerköprü Şelalesi, Karaman Koyunu, Türkiyenin Bisküvi Üretim Merkezi, Karaman Elması,Karaman Kalesi,İsmet Paşa Caddesi |
|
| Başa dön |
|
 |
güzel kız ÖZEL MODERATÖR


Kayıt: 30 May 2008 Mesajlar: 888
|
Tarih: Pzr Eyl 07, 2008 5:41 am Mesaj konusu: |
|
|
benden bu kardar devamınıda başka karamanlılar getirsin |
|
| Başa dön |
|
 |
hırcın dalga MODERATÖR


Kayıt: 25 May 2008 Mesajlar: 1490 Konum: aşk anlamsız duyguların kuruntusu!!!
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
|
|
|
|