| |
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
BaLiM FORUM BAGIMLISI


Kayıt: 02 Arl 2007 Mesajlar: 391 Konum: *.*KaRaMaNLiYiM*.*
|
|
| Başa dön |
|
 |
jelibon **CO-ADMİN**


Kayıt: 01 Arl 2007 Mesajlar: 1478
|
|
| Başa dön |
|
 |
EfeCe **ADMİNİSTRATOR**


Kayıt: 30 Ksm 2007 Mesajlar: 11975 Konum: Kiminin aklında,kiminin sol yanında
|
|
| Başa dön |
|
 |
jelibon **CO-ADMİN**


Kayıt: 01 Arl 2007 Mesajlar: 1478
|
|
| Başa dön |
|
 |
EfeCe **ADMİNİSTRATOR**


Kayıt: 30 Ksm 2007 Mesajlar: 11975 Konum: Kiminin aklında,kiminin sol yanında
|
|
| Başa dön |
|
 |
BaLiM FORUM BAGIMLISI


Kayıt: 02 Arl 2007 Mesajlar: 391 Konum: *.*KaRaMaNLiYiM*.*
|
|
| Başa dön |
|
 |
ezrak AKTİF ÜYE


Kayıt: 24 Şub 2008 Mesajlar: 115
|
Tarih: Pzr Mar 23, 2008 2:16 pm Mesaj konusu: |
|
|
teşekkürler balım kardeşim araştırmaya sevkedici sorular için :-o
Soru askıda kalmış,kimse araştırmıyor mu yaw :lol: ben müminle açılışı yapıyorum.gerçi tarifler verilmiş ama benimkisi biraz daha kapsamlı.kelam kitabımdaki tarifi aynen yazıyorum.
Mü'min:İnanç esaslarını kalp ile tasdik,dil ile ikrar edip bununla birlikte Allah’ın emirlerini yapan ve yasaklarından sakınan,bütün varlığı ile Allah’ın hükümlerine teslim olan kimse gerçekten mü’min ve müslimdir.Bu, hem Allah katında, hem de insanlar nazarında mü’mindir,kamil müslümandır.Müminin bundan aşağı dereceleri vardır.
Peygamberin bildirdiklerini kalple tasdik edip dil ile ikrar ettiği halde şu veya bu sebepten büyük günahlardan bir veya birkaçını işleyen kimse de mümindir, ancak bunun imanı kemale ermemiştir.
Bir de iman esaslarını kalp ile tasdik edip dil ile söyleyen, farz olduğunu kabul ettiği halde, amel ve taati olmayan kimse de mümindir, ancak amel ve taati yoktur.
Mü'minlerin bazı vasıflarına işaret eden ve müminler için müjdeler içeren ayetlerden birkaçı:
Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır." dediler(bakara 285)
Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.(al-i imran 28)
Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.(enfal,2)
Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.(tevbe,71)
Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekten korkar.(taha,112)
Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir.(mü'minun,1)
Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah-'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.(ahzap,35)
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.(tevbe,72)
Rabbimin mükafatına nail olanlardan oluruz inşallah... _________________ Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk.Kardeş olarak yaşamayı…
 |
|
| Başa dön |
|
 |
EfeCe **ADMİNİSTRATOR**


Kayıt: 30 Ksm 2007 Mesajlar: 11975 Konum: Kiminin aklında,kiminin sol yanında
|
|
| Başa dön |
|
 |
GAMacı SÜPER MODERATÖR


Kayıt: 07 Mar 2008 Mesajlar: 1805 Konum: OSMANLI MİRASI
|
Tarih: Cmt May 03, 2008 1:45 pm Mesaj konusu: |
|
|
İMAN BAKIMINDAN İNSANLAR
İMAN BAKIMINDAN İNSANLAR ÜÇE AYRILIRLAR:
1. MÜMİN: İSLÂM DİNİNİN İMAN VE İTİKAT ESASLARINI GERÇEKTEN KALBEN TASDİK EDİP DİLİ İLE SÖYLEYEN(İKRAR EDEN) KİMSEDİR. BUNLARIN YAPTIĞI BU İŞE İMAN DENİR.
İslâm inançları açısından da iman ile İslâm bir kabul edilmiştir. Zira İslâm, şer'î hükümleri kabul etmek manâsında boyun eğmektir. Bu da tasdikin hakikatıdır. Aynı şekilde İslâm'ın bir zâhirî, bir de bâtınî yönü vardır. Bâtınî yönden inkıyad ve boyun eğmek tasdikın kendisidir. Zâhirî yönden boyun eğmekse ikrar etmektir. Şu halde bir kimse hakkında "mü'mindir, fakat müslüman değildir"; yahut "müslümandır, fakat mü'min değildir" şeklinde bir hüküm doğru olmaz. Çünkü insanlar Hz. Peygamber zamanında üç fırka üzerinde toplanmaktaydı: "Mü'min, münafık, kâfir. Bunlar arasında bir dördüncüsü yoktur" (İmam A'zam, Fıkh-ı Ekber Aliyyü'l-Kari Şerhi, trc. Yunus V. Yavuz, s. 361-362).
Hz. Peygamber'in tebliğ etmiş olduğu dine İslâm, o dinin mensuplarına "müslüman" adının bizzat Yüce Allah tarafından verilmiş olması da mü'min ile müslüman arasında bir ayırım yapılmadığını göstermektedir (Alû İmrân, 3/85; el-Mâide, 5/3, el-Hacc, 22/78; ez-Zâriyat: 51/35). İman ile İslâm'ın aynı mefhumlar olduğu Kur'ân'ın da ifade ettiği bir husustur (Yunus, 10/84; en-Neml: 27/81; ez-Zâriyât: 51/35 vd). Şu halde "iman kalben tasdik etmek olup bâtınî bağlılıktan ibarettir. İslâm ise, bu bâtınî bağlılığı dil ile ikrar ederek açıklamak ve İslâm'a âit hükümleri kabul etmektir. Bu sebeple namaz kılmak ve zekât vermeyi İslâm'ın manâsı içine sokmakta bir sakınca yoktur... (İmam A'zam, a.g.e., s. 363). Bu gerçek şu âyette açık bir şekilde dile getirilmiştir: "... Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamber'in size şahid olması, sizin de insanlara Şahid olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'ın emirlerine sarılın. O sizin sâhibinizdir. Ne güzel sahib ve ne güzel yardımcıdır!" (el-Hacc, 22/78).
Buna göre, "iman-İslâm" veya "mü'min-müslim" kelimeleri arasında netice itibariyle bir fark yoktur. Ancak, Kur'ân-ı Kerim'in bir yerinde "İslâm", "dış görünüş itibariyle müslüman olmak" anlamında gelmektedir. Şöyle ki: "Habibim! Bedevîler, "inandık" dediler. De ki: "İnanmadınız ama İslâm olduk deyin (çünkü iman gönülden olur... İslâm ise itaat ederek barışa girmek, savaşı "bırakmaktır. Savaşı bırakmakla İslâm olup güvene girdiniz). Fakat henüz iman gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez..." (el-Hucurât, 49/14).
2. KÂFİR: İSLÂM DİNİNİN İMAN ESASLARINA İNANMAYAN HZ. MUHAMMED(SAV) İN PEYGAMBERLİĞİNİ KABUL ETMEYEN KİMSEDİR. BUNLARIN YAPTIĞI BU İŞE KÜFÜR DENİR.
İslâm'ı inkâr eden, nimete nankörlük eden, uzak kalan, kaçınan, örten kimse. "Kefere" fiilinin ism-i fâili. Terim olarak, imanı olmayan kimseye verilen isimdir. Kalbinde imanı olmadığı halde, dışa karşı mü'min görünene "münâfık *", müslümanlığından sonra dinden dönene "mürted*" denir. İki ve daha çok ilâh olduğunu söyleyen, Allah'a başkasını ortak koşan kimseye "müşrik*", yahudilik veya hristiyanlık dinine bağlı olanlara "kitabî" veya "ehl-i kitap" adı verilir (et-Teftazâni, Şerhu'l-Makâsıd, İstanbul, t.y. II, 268 vd.).
Kur'ân-ı Kerîm'de "küfür" terimi ve türevleri pek çok âyette geçer ve imansız kimselerin nitelikleri, karşı karşıya bulundukları tehlikeler açıklanır. Yahudilerin İslâm'a çağrıldığı bir âyette şöyle buyurulur: "Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğin Kur'ân'a iman edin. Onu ilk inkâr edenlerden olmayın. Âyetlerimi basit bir değere değişmeyin. Ve yalnız Ben'den korkun." (el-Bakara, 2/41). Allah'a ortak koşanların durumu da şöyle açıklanır: Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine fayda da, zarar da vermeyen şeye taparlar. Kâfir, Rabbine karşı olanların yardımcısıdır." (el-Furkân, 25/55).
Yahudi ve hristiyanların bozuk inançları yüzünden imansız durumuna düşmeleri hakkında şöyle buyurulur: "Şüphesiz ki: "Allah ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir", diyenler kâfir olmuşlardır. Ey Muhammed! Deki: "Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helâk etmek istese, O'na kim engel olabilir? Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti yalnız Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir" (el-Mâide, 5/17) "Şüphesiz, Meryemoğlu Mesih (İsâ), Allah'ın kendisidir" diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki bizzat Mesih şöyle demiştir: "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Çünkü kim Allah'a eş koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar" (el-Maide, 5/72). "Allah, şüphesiz üçün (üç Tanrının) biridir" diyenler kafir olmuştur. Halbuki bir tek ilâhtan başka hiç bir ilâh yoktur" (el-Mâide, 5/73).
Yahudi ve hristiyanların ilâh inancının, inkârcıları taklitten ibaret olduğu şöyle belirtilir: "Yahudiler; "Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hristiyanlar da: "Mesih (İsa) Allah'ı n oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözler olup, güya bununla, daha önce yaşayan inkarcıların sözlerini taklit ediyorlar" (et- Tevbe, 9/ 30).
Kısaca Allah'ın emir ve yasaklarını, bütün İslamî hükümlerini kabul ederek İslam'ı bir nizam olarak görmek iman gereğidir. Bunlardan bir kısmını red etmek veya İslâm'ın çağımızda uygulanmasının mümkün olmadığını ileri sürüp bir hükmünü bile olsa red eden kimseler kâfir olur.
3. MÜNAFIK: MÜSLÜMANLARIN ARASINDA İNANDIĞINI SÖYLEDİĞİ HALDE KALBİ İLE İSLÂM DİNİNİN İMAN ESASLARINA İNANMAYAN KİMSEDİR. BUNLARIN YAPTIĞI BU İŞE NİFAK DENİR. DIŞI MÜMİN, İÇİ KÂFİR OLANLARDIR.KONUŞTUKLARINDA YALAN SÖYLERLER, SÖZ VERDİKLERİNDE TUTMAZLAR, EMANETE HAİNLİK EDERLER.
Içinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından müslüman görünen kimse, aslî mânâsını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi Islâm toplumu içinde -çeşitli sebeblerden dolayı ve menfaati icabı kendini müslüman göstererek Allah'a, Rasûlüne ve mü'minlere düşmanlığını gizleyen kimsedir (el-Bakara, 2/8; Âli Imrân, 3/167; el-Mâide, 5/41)
"Nifak, kalbte olursa küfür, amelde olursa suçtur" (Kurtubî, Tefsir, VIII, 212).
Münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki grupta toplanır:
1. Itikâdî nifak: Kur'an-ı Kerim'de karakterize edilen, dünyada iken müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muâmeleye tâbî tutulmasına sebeb olacak olan nifak hali. (en-Nisâ, 4/145) "Akîdenin hilafına îmanda mürâîliktir" (M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VI, 4997).
2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Hadislerde geçen münafık türü amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: "Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadınden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder" (Tirmîzî, Îman, 14) hadisi benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tenbihler mahiyetindeki emirlerdir. Zîra, amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. _________________
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
GAMacı
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
GAMacı
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
|
|
|
|